Hayatınızın Kontrolü Sizde Olsun

Duygusal yakınlıklarımızda, iş hayatımızda veya sosyal ilişkilerimizde; koşullar, diğer insanlar ya da aynı hataları tekrar etme eğilimimiz yüzünden kısıtlandığımızı hissederiz. Sanki hayatımızı kaderimiz yönetiyormuş gibi gelir. Oysa bu hissiyatın temel nedeni, erken dönemlerde oluşturduğumuz düşünce kalıplarıdır. Yani bilinçsizce olan bitene rıza göstermiş olduğumuz içindir.

Hayatınız kaderiniz değil

Hayatının kontrolünü kaybetmiş insan, karşısına çıkan sorunların bir tek onun başına geldiğini zanneder. “Bütün deliler” onu bulur! Çok tanıdık geldi değil mi? Peki, neden hep duvara tosladığımız anda gelir bu teslimiyet duygusu? Psikanalizin kurucusu, Avusturyalı nörolog Sigmund Freud (1856-1939), bunu “Schicksal” yani “Kadercilik” olarak açıklıyor. Başka bir deyişle “Kaderimde varmış!” diyerek gösterdiğimiz acizlik duygusu, bizi özgür seçimler yapmaktan alıkoyuyor. Ayrıca, varlığımız karşısındaki bu kaderci tutum, günümüzde sinir hastalıkları ve nevrozların temel sebeplerinden biri olarak gösteriliyor.

Bir an önce kurtulmanız gereken düşünceler

Fransız nörolog ve psikanalist Pierre Marie (1853-1940), insanların kafasındaki kalıplaşmış inanışların, aile içinde yaşanmış olaylardan kaynaklanabileceğini söylüyor. “Ben de aynı babam gibi her şeyi kaçırıyorum” ya da “Benim sonum da annem gibi olacak” gibi önüne geçemediğimiz inanışlar, bizleri içten içe çürütür. Bir bebek dünyaya geldiği andan itibaren hayatta kalmaya çalışır ve hayatına devam etmesi, onunla ilgilenen kişinin becerisine bağlıdır. Pierre Marie, yeni doğmuş bir bebeğin, çok hızlı bir şekilde, varlığını devam ettirmek için annesine kendisini sevdirmesi gerektiğini idrak ettiğinin altını çiziyor. Marie’ye göre, bizim kendimizce içselleştirdiğimiz bazı şeyleri, gerçekle uzaktan yakından alakaları olmasa da, takıntılı bir şekilde yapma isteğimiz de buradan geliyor.

Aşırı kontrolcü olmak

Doğaçlama yaşamaktan nefret eden, bu yüzden neredeyse hayatındaki her şeyi çok önceden planlayan birine karşılık, Pierre Naveau, “Hayatın kontrolünü eline almak bu şekilde olmaz” diyor! Naveau, “Geleceği yönetmek kendini kandırmaktır. Çünkü hayatınıza etkisi olabilecek diğer kişiler, karşılaşmalar ve olaylar öngörülemez etkenlerdir. Çevremizde gelişen olayları kontrol edemeyiz. Bu noktada kontrol etmek demek, yeri geldiğinde nasıl davranacağını ve nasıl konumlanacağını bilmek demek oluyor” diye de ekliyor.

Mağdur olmanın dayanılmaz hafifliği

Aslında bakarsanız, mağdur psikolojisinin altında yatan düşünce çok basit; “Bu durumda ben mağdurum çünkü sen zalimsin” ya da “suç ortağısın”. Fransız psikanalist Pierre Naveau, böyle bir durumda, karşılığında bir şey almaksızın kendimizi feda etmiş olabileceğimiz gibi, kandırılabileceğimiz ya da kendimizi güçsüz bir çocuk pozisyonunda bulabileceğimizin altını çiziyor. Hepimiz “Benim bir suçum yok, hepsini o yaptı” demişizdir, ancak kimi zaman suçu başkasına ya da kadere atmak dürüst olmayan bir tutumdur.

Önünüze gelen fırsatları değerlendirin

Pierre Marie ise, hayatımızın dizginlerini elimizde tutmak için arzularımız bizi içten içe yemeye başladığında, bizi bu nevrotik noktaya getiren durumlarla yüzleşmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Bazen bizi gerçekten rahatsız eden şeyleri görmezden geliriz. Gözümüzün önünde olanı fark etmeyiz. Yapabileceğimiz şeyin bize hissettirebileceği güzel duyguları bir kenara bırakıp saklanmayı tercih ederiz. Bu durumun kaderle bir ilgisi yoktur, sebebi, olsa olsa korku ve cesaret yoksunluğudur. Aynısı, pas geçtiğimiz çoğu durum için de geçerlidir. “Kader” demek kolay olsa da, hayatın bize sunduğu fırsatları karşılayıp onlardan pay alabilmek en zorudur.

Bu şemaları yıkmak ve hayatınızın başrolünü kapmak için hiçbir zaman geç değil.

Derleyen: Ada Demirel

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Mutluluğa Dair Yanlış Bildiğimiz 10 Şey

Mutluluk, hemen hepimizin gündeminde. Ancak mutluluğu yakından tanıyor gibi hissetsek de aslında onunla ilgili bilmediğimiz, yanlış …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir