Haliç’te Demirleyen Demirden Bir Kilise

Haliç kıyısında Balat’a doğru giderken kıyısında bucağında hiçbir yapının olmadığı, park içinde adeta yalnızlığı terk edilen bir kiliseyle karşılaşırsınız. Mürsel Paşa Caddesi üzerindeki bu kilise Sveti Stefan Bulgar Kilisesi ya da herkesin bildiği adıyla Demir Kilisedir.

Bu kilisenin özelliği adından da anlaşılacağı gibi tepeden tırnağa demirden yapılmış olmasıdır.

Yapısal özelliği nedeniyle dünyada başka benzeri bulunmayan bu kilisenin yapımıyla ilgili birçok efsane bulunsa da en yaygın olanı şudur:

“Bulgarlar zamanında artan milliyetçilik hareketlerine bağlı olarak bir kilise inşa etmek isterler. Fakat Sultan Abdülaziz, Bulgarların Fener Patrikhanesi’nden bağımsız bir kilise yapmalarını istemez. İsteklerini doğrudan reddetmek yerine “Kilise inşaatını bir ay içinde bitirmek şartıyla izin veririm” der. Oysa inşaatın bir ayda bitmesi mümkün değildir. Bunun üzerine Bulgarlar kiliseyi prefabrik olarak Viyana’da inşa edip İstanbul’da bir ay içinde kurarlar. Kilisenin bittiğini gören Sultan Abdülaziz ise verdiği sözü tutmak zorunda kalır.”

Ancak gerçek hikâye biraz daha farklı elbette.

1849’da Bulgar cemaatinin ileri gelenlerinden ve o dönemde milletvekili olan Stefan Vogoridis, Babıali’den bir kilise yapılması için izin alır. Kilisenin yapımı için ikisi kagir, biri ahşap üç bina ve geniş bir avludan oluşan 25 odalı evini hibe eder. 1850’de ahşap kilise tamamlanır. Kiliseye Sveti (Aziz) Stefan adı konulur. Bu yapı bugünkü kilisenin girişinin karşısında, Mürselpaşa Caddesi’nin öbür yanındadır.

Patrikhane kendisine ters düşen bu gelişmeler sonucu 1872’de Bulgar Kilisesi’ni tanımadığını açıklar. Bulgarlar buna karşı daha büyük bir kilisenin inşası için proje yarışması açarlar. Yarışmayı Ermeni mimar Hovsep Aznavur, ihaleyi de Rudolf Ph. Waagner Şirketi kazanır. Kilisenin denize çok yakın olduğu için aşınmaya karşı beton yerine tamamen demirden yapılmasına karar verilir.

Yapı, İstanbul’a getirilmeden önce fabrikanın Viyana’daki bahçesinde tamamen kurulur, eksikleri tamamlanır ve sökülerek Tuna Nehri – Karadeniz hattı kullanılarak getirilir.

Şu an Haliç kıyısında görenleri zarafetiyle büyüleyen bu kilise, tarihinde bir mücadele ve özgürlüğün hikayesini barındırıyor aslında.

YolveMacera

Paylaşmak Güzeldir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir