Göçebe Kültürün Başını Çekenler: Hobolar

Gerçek bir hobo için varılacak nihai bir nokta yoktur, amaç daima yolda olmaktır.

19. yüzyılda Amerika’da bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı. Nüfusun arttığı, kentsel gelişmelerin yaşandığı, batıya doğru coğrafi sınırların açıldığı bu dönem hoboların sayıca en yoğun oldukları döneme denk gelir.

O dönemde genişleyen demiryolları ağları iki açıdan önem taşımaktaydı, hobolar hem demiryollarının oluşumunda çalıştılar, hem de kendi inşa ettikleri bu yollarda hareket kabiliyeti yakaladılar.

Yük trenlerine kaçak olarak binerek yolculuk eden bu insanlar, farkında olmadan bir yaşam kültürünü de ortaya koydular.

Asla bir “serseri” olarak tanımlanamaz onlar, çalışmaktan kaçmazlardı ancak çalışmak onun için geçici, günlük hayatını ve bu yaşam tarzını sürdürebilmesi için bir araçtı, asla amaç değil.

Kamp yaptıkları yerlerde kendilerinden sonra gelecek olanlar için kimi zaman kuru odun, kibrit, kimi zaman ise giyecek ve yiyecek bıraktılar, gittikleri her yerde kendilerinin de aynı malzemeleri bulabileceklerinden emin olarak.

Birbirlerini tehlikeden korumak, uyarmak, yiyecek, barınacak yer, su ihtiyaçları için oluşturdukları işaret diliyle birbirlerine notlar da bıraktılar aynı zamanda.

Teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan hobolar ve kültürü, ironik olarak teknolojinin daha da gelişmesiyle ortadan kalkmaya başladı zamanla.

Otomobilin ortaya çıkışı, karayollarının önem kazanması, demiryolu ağlarının daralması, dizel lokomotifin ortaya çıkışı ve refah ekonomisi, sayıları bir zamanlar bir milyonun üzerine çıkan hoboların yok olmasına neden olacaktı.

Bugün baktığımızda hobo yapısı, gelişmekte olan Amerika’nın bir dönem birçok iş kolunda göçebe işçiler olarak önemli bir açığını kapattığını ve ilerlemenin yapı taşları olduklarını söylemek mümkün.

Hobo kültürüne yabancı olsanız da yukarıdaki paragraflardaki birçok kavram, kültürel yapı, günümüzün yeni kuşağının yaşam ve çalışma şekliyle benzerlikler taşımakta.

Gelişen teknoloji, mobil aygıtların yaygınlık kazanması ve gün geçtikçe gelişmenin “mobil” üzerine yapılandırılması, bulut teknolojileri, global iş yapma biçimleri, proje bazlı işlerin artması, uzaktan iş yönetim aygıtları ve iş kolları, freelance elemanlarla çalışma alışkanlıklarının gelişmesi ile yeni bir “Nomad” (Göçebe) kültürünü doğurmaya çoktan başladı bile.

Mobil teknolojiler mekân algısını ortadan kaldırıyor. Artık bir yerde olmak için orada olmaya gerek yok. Her an her yerdeyiz ve / veya hiçbir yerde.

Her yerdeyken erişilebiliriz, her yerden erişebiliriz.

Mobil teknolojilerin ürettiği mobil kültür coğrafya kavramını değiştirdiği gibi aynı paralellikte zaman kavramını da yeniden tanımlıyor. “Mobil” ağ ile gerçeklik arasında sağlam bir köprü oluşturuyor. Toplumsal birliktelik ve koordinasyona imkân sağlayan mobil teknolojisi, “ağ”ı ve “network”ümüzü yanımızda taşımamızı ve iletişimimizin sürekliliğini sağlıyor.  Yani göçebelik yeniden tanımlanıyor.

Yola çıkmaya hazır mısınız?

Ulvi Yaman
KAYNAK : Karga Mecmua (Ulvi Yaman – Göçebe Kültür Yeniden Hobo’lardan Technomad’lara) / Ağustos – Eylül 2014 (Kısaltılarak eklenmiştir)

YolveMacera

Bunlara da Göz Atın

Paskalya Adası’ndan Alınacak Dersler

Paskalya Adası, dünyanın yerleşime açık en ücra bölgelerinden birisi. Sadece 400 kilometrekarelik bir alanı kaplayan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir