Göbeklitepe Bize Ne Anlatıyor?

Çanak çömlek yok. Maden kullanımı yok. Bildiğimiz anlamda tarım da yok. Yazı hiç yok. Dünyanın bilinen en eski tapınağı –ve ilk anıtsal mimarisi– bundan yaklaşık 11 bin 600 yıl önce Göbeklitepe’de, bu yoklukta yükseldi.

Tapınak, şeklini T biçimli etkileyici dikmelerle donatılmış, iç içe geçmiş çemberlerden alıyordu. Bu dikmeler birer insan tasviriydi ve üzerlerine daha ufak hayvan tasvirleri de yontulmuştu.

Tapınağın mühendisliği mükemmel olmayabilirdi, ama şu an bildiğimiz kadarıyla bu, o zamana kadar dünyada yapılmış en muhteşem yapıydı.

Büyük olasılıkla dini gerekçelerle Göbeklitepe’yi ziyaret eden Neolitik Çağ insanları, gördükleri karşısında oldukça etkilenmiş olmalı.

Göbeklitepe, avcı–toplayıcı topluluklara dair genel geçer görüşleri yerle bir etti. Bu toplulukların birkaç düzine insandan oluşan, yiyecek peşinde yer değiştiren konar göçer gruplar olduğu düşünülüyordu. Büyük ve kalıcı yapılar yapabilmek şöyle dursun, bunlara gereksinim doğuracak toplumsal kurumlara ve yapıya dahi sahip değillerdi. Ancak yaklaşık İÖ 9600 yılında onlarca ton ağırlığındaki kayaları kesip, yontup yüzlerce metre taşıyan ve Göbeklitepe’yi inşa edenler, işte bu insanlardı.

Ancak Göbeklitepe, bundan daha da önemli bir konuda da köklü değişikliklere neden oldu.

Göbeklitepe’nin keşfine kadar karmaşık toplumların ortaya çıkışına dair hâkim olan görüş, tarımla birlikte yerleşik yaşama geçen insan topluluklarının hiyerarşik sosyal düzene, kentlerin ortaya çıkışına ve dinin doğuşuna hayat verdiğiydi. Oysa Göbeklitepe, “dini gereksinimleri” bu kronolojinin en başlarına yerleştirdi.

Göbeklitepe kazılarında çalışan, Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Devrim Sönmez, “Göbeklitepe, şehirlerin ortaya çıkmasından çok daha önce ‘ruhani dünyanın’ insanlık tarihi üzerinde büyük bir rol oynamış olabileceğini ortaya çıkardı,” diyor.

Göbeklitepe, insanlık tarihi hakkında bildiğimiz en temel şeylerin eksik veya yanlış olabileceğine işaret etmesinin yanı sıra başka sırlar da saklıyor olabilir. Alandaki kazılar devam ediyor. Son bulunan kulübe benzeri ufak, yuvarlak yapılar yeni soruların sorulmasına yol açtı.

Bunlar tapınak alanından daha eski olabilir mi? Bölgede bir toplanma noktası olan Göbeklitepe’ye gelenlerin başlarını sokmaları için mi yapıldılar, yoksa birer depo alanı mı bunlar?

Yanıtlara ulaştığımızda bunlar, Göbeklitepe’nin dini işlevinin yanında toplumsal işlevi hakkında daha ayrıntılı yorumlar yapmamızı sağlayacak gibi gözüküyor.

Dokuz hektarlık sahanın jeomanyetik taramaları, yaklaşık olarak İÖ 9600– 8200 arasında en az 20 tapınağın yapıldığına işaret ediyor. Göbeklitepe inşa edildiğinde henüz organize, büyük bir dinden bahsetmek mümkün olmasa da uzmanlar bu anıtsal yapının tapınak benzeri bir işleve sahip olduğunu düşünüyor. Uzak yerleşimlerden bir araya gelen insanlar çakmaktaşından aletler kullanarak dikmeleri yontmuş, harç olarak kil kullandıkları duvarların taşlarına şekil vermişlerdi. Bir süre sonra yeni bir tapınak inşa edilir, eskisi de gömülürdü.

Ağırlığı 16 tonu bulan kireçtaşı dikmeler, 400 metre kadar uzakta bulunan taşocaklarından insan gücüyle getirilmişti.

Uzmanlar bir topluluğun burada kalıcı olarak yaşamış olma ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyor; ancak Göbeklitepe’nin ziyaretçisinin bol olduğu da biliniyor. Onlarca yıl –hatta belki daha da uzun süreler boyunca– kullanımda kalan tapınakla olasılıkla aynı dönemden kalma kafatasları, Göbeklitepe’ye gelen insanların nereden geldiğini söyleyebilir zaman içinde bizlere.

Yanıtlar kaçınılmaz olarak yeni sorular doğuruyor –ve tüm insanlığı ilgilendiren bu sorulara yanıt arayan gözler dönüp dolaşıp tek bir yere, Göbeklitepe’ye odaklanıyor.

2019 yılı Türkiye’de Göbeklitepe yılı ilan edildi. Keşfetmeniz dileğimizle…

Referans Yazı: National Geografic – Şubat 2019

YolveMacera

Paylaşmak Güzeldir

Bunlara da Göz Atın

Roma Yolları Neden Düzdür ?

Bugün Roma İmparatorluğu‘nun geçmişte hüküm sürdüğü topraklarda onlardan kalan, çok uzun mesafelere döşenmiş dümdüz yollar dikkati çeker. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir