George Mallory: Çılgın bir Hayalin Peşinde

Arka sıra, soldan sağa: Andrew Irvine, George Mallory, Edward Norton, Noel Odell, and John Macdonald. Ön sıra: Edward Shebbeare, Geoffrey Bruce,

Chomolungma, bizim deyimimizle Everest. Dünyanın en yüksek noktası. Büyüleyici ve ölümcül. 

1920’lerde keşifler çağı yaşanırken insanlığın gözü bu zirveye dikilmişti. Ancak o dönemin şartlarına göre hiç bir insanın hayatta kalamayacağı bir yükseklikti bu. Ancak George Mallory aynı fikirde değildi…

8 Temmuz 1924’de gabardin giysileri ve çivili botlarıyla yol arkadaşı Sandy Irvine ile son olarak zirvenin 250 metre altında görüldü. Pek çok kişi onun Everest’in resmi olarak fethedilmeden 30 yıl önce dünyanın tepesine ayak basan ilk insan olduğuna inanıyor.

Mallory ve Irvine’ın kaybolmasından 75 yıl sonra dağcı Conrad Anker, Everest’in yüksekliklerinde onun cesedine ulaştı. Sağ ayak bileğinin hemen üstünde parçalı bir kırık vardı ki bu Everest için ölümcül bir yaraydı. Dağın yamacını kazmaktan yorulmuş gibi kollarını iki yana uzatmıştı. Mallory acıyı azaltmak için sol bacağını kırık olanın üstüne atmıştı. Ölmesi dakikalar en fazla yarım saat almış olmalıydı.

Cesedin üstünde çok şey bulunmuştu. Ama çok önemli bir eksik vardı. Zirveye bırakacağına dair söz verdiği karısının fotoğrafı.

Fotoğraf, karısına olan en derin aşkının bir kanıtı olarak zirvede bıraktığı için bulunamamış olabilir miydi?

En son zirvenin hemen altında ikinci adım denen yerde görünmüştü. “İkinci Adım” Mallory ve Irvine zamanında pürüzsüz bir kayaydı. Daha önce kimse oraya gitmemişti. Günümüzde bütün dağcılar 1975’de Çinli dağcıların dağa kaynak yaptığı merdiveni kullanmakta burayı çıkabilmek için.

Macerayı, riski, seven, onların peşinde koşan insanlar vardır. Sınırlarını zorlamak isterler. Mallory de öyle biriydi. Kuzey İngiltere’deki Cheshire’da büyüdü. Kaderini belirleyecek ilk tırmanışını memleketi Mobberley’de gerçekleştirdi. Babası kilisenin papazıydı. 19 yaşındayken Cambridge Üniversitesi’ne girdi. Dikkate değer bir karizmaya sahipti.

Keşif alanında altın bir dönem yaşanıyordu o yıllar. Kuzey sonra Güney Kutbu’nu keşfetme yarışlarını izliyordu tüm dünya. 1912 yılında, efsanevi İngiliz Kaşif Kaptan Scott Güney Kutbu’nu keşfeden ilk kişi olma girişimi sırasında öldü. Bu trajedinin ilham verdiği insanlardan biri de Mallory’di.

Araştırmacılar Everest’in dünyanın en yüksek noktası olduğunu hesaplamışlardı. Ancak hiç bir Batılı zirvenin 6500 metre yakınına yaklaşamamıştı.

Mallory Everest’i saplantı haline getirmişti. Ama onu büyüleyen yalnızca Everest değildi. 21 yaşındaki Ruth Turner’a aşık oldu. İkisi de idealistti ve Birinci Dünya Savaşı’ndan üç gün önce evlendiler.

Savaş sırasında askere giden Mallory bir çok kez ölümle karşı karşıya geldi. Yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunun farkındaydı.

Savaş sona erince Londra’daki Kraliyet Coğrafya Derneği Everest’e yapılacak ilk keşfin hazırlıklarına başladı. Üstün dağcılık yetenekleri için Mallory’ye ihtiyaçları vardı.

Dağa ait tek bir harita yoktu. 1921’deki ilk tırmanışta ekip kendilerini zirveye götürecek bir yol bulmak zorundaydı. Mallory dört ay boyunca zirveye giden yolu aradı ancak bulamadı. Nihayet Ağustos’un sonunda aradığı şeyi buldu. Dev tepeleri dolaşıp Everest’in yamaçlarına kadar uzayan kocaman buzdan bir vadi. Vadinin sonunda 300 metrelik karla kaplı bir buz dağı vardı. Mallory’nin “Kuzey Geçidi” diye adlandırdığı bir geçide kadar uzanıyordu. Ötesi ise dünyanın zirvesiydi.

Ancak muson rüzgarlarının taşıdığı sağanak yağışlar tırmanmayı imkansız hâle getirmişti. Eve dönmek zorunda kaldılar. Altı ay sonra Mallory geri döndü. Bu sefer Everest’i dünyaya göstermek için yanında kameralar vardı.

Daha önce kimsenin tırmanmadığı bir yüksekliğe çıktı. Ancak mevsim sonunda Mallory ve yanındaki şerpaların üzerine çığ düştü. Bu kazada 7 kişi hayatını kaybetti.

Çığ felaketinden sonra Avrupa’ya döndüğünde Everest’e tekrar gitmek arzusu kalmamıştı. 2 yılını sakin bir şekilde karısı ile geçirdi ve 3 çocukları oldu. Ancak tutkuları peşini bırakmıyordu. Bir yandan ailesi ile birlikte olmak isterken, öte yandan zirve tutkusunun arasında kalmıştı.

Bir gazetecinin “Neden Everest?” sorusuna Mallory tarihe geçen bir cevap verdi. O üç kelime Mallory’nin yazgısının bir göstergesi sayılmıştır.

Çünkü orada duruyor.

38 yaşındaki Mallory dağı fethetmek için son şansını denemek istedi. Mallory’nin bir yol arkadaşı  seçmesi gerekiyordu. 21 yaşında kimya öğrencisi Andrew Sandy Irvine’da karar kıldı. Bu seçiminin en önemli sebepleri onun kürek sporundaki sıradışı kabiliyeti ve yüksek rakımda hayati bir önem taşıyan oksijen ekipmanı konusunda usta bir teknisyen olmasıydı.

Mart 1924’de  bütün dünyanın gözleri üzerlerindeyken Mallory ve Irvine 560 kilometrelik zorlu bir yolculuğa başladı. 300 hayvan ve 70 hamaldan oluşan konvoy Tibet topraklarında ilerledi. 25 Nisan’da Everest’ten önceki son geçit olan 5200 metre yüksekliğindeki Pang La’ya ulaştılar. Ana kampı zirvenin 20 kilometre gerisine berisine kurdular.

Tırmanıştan önce onları kutsayan keşişlerin bütün kötü kehanetlerine rağmen Mallory bu kez zirveye ulaşmayı umuyordu. Hava güzeldi. 2 Mayıs 1924’te konvoy Ana Kamptan ayrıldı. Mallory Everest’e çıkmanın bir strateji gerektirdiğini fark etmişti. Biraz tırmandıktan sonra inip enerji depoladıktan sonra tekrar tırmanmak gerekiyordu. Bu yöntemin öncüsüydü…

Irvine yükseklik hastalığından muzdaripti. Mallory’nin yol arkadaşı olma vazifesi tehlikedeydi. Zor şartlar tüm ekibi ana kampa dönmeye zorladı ama kampa döndüklerinde ekipten iki kişinin cansız bedenleriyle karşılaştılar. Olayların bu hale gelmesi Irvine için alışılmadık bir durumdu. Bu sırada Mallory’nin zirve için tehlikeli bir planı daha vardı ama.

Kılavuz halatı olmadan ayağında çivili botlarla Mallory “buz siperleri” adını verdiği keskin basamaklarla “Kuzey Geçidi”ni denedi bu kez ve başardı. Ancak daha zirveye 1800 metre vardır. 22’sinde Mallory’nin bir parmağı soğuktan dondu. Karısına yazdığı mektubun yanına not düştü.

Zirve yolunda bir parmağımdan olsam da umurumda değil.

Haziran 1924’ün ilk günlerinde Malloy’nın ekibinden iki kişi Norton ve Somervell daha yükseklere çıkmayı denedi ama olmadı. Eve dönmenin zamanı gelmişti artık. Hepsi bitap düşmüştü. Ancak Mallory’nin pes etmeye hiç niyeti yoktu. Mallory’nin oksijene ve Irvine’e şimdi daha çok ihtiyacı vardı.

George Mallory ve Sandy Irvine’nın son fotografı

7 Haziran’da kameraman John Noel Mallory ve Irvine’i son kez kaydetti.  Ölüm bölgesine tırmanıyorlardı. 8000 metre yüksekliğindeki ölüm bölgesinde vücut nekrosis denilen bir evreye girer. Zirvenin yaklaşık 600 metre altında Mallory ve Irvine  son kez çadır kurdular.

Mallory aşağıda zafer anını kaydetmek için bekleyen John Noel’e şunları yazdı.

Sevgili Noel, muhtemelen açık bir hava için yarın erkenden yola koyulacağız. Gözlerin piramidin altındaki kayalarda ya da akşam sekizde ufuk çizgisinde bizi arasın.

8 Haziran 1924 günü 12.50’de Mallory ve Irvine son kez görüldü.

Keşiflerin altın çağı bir trajediyle sona ermişti. Ancak Mallory bir efsane olmuştu. Günümüzde bir çok kişi onun zirveye ulaştığına inanmaktadır.

George Mallory hâlâ Everest’te yatıyor. Sandy Irvine ise bulunamadı.

Daha detaylı bilgi için 2010 yılı yapımı “The Wildest Dream” belgeselini izlemenizi öneririm.

Sibel Çağlar

www.yolvemacera.com

Paylaşmak Güzeldir

Bunlara da Göz Atın

Trekking: Yürümenin Bir Türü

Bundan bir kaç on yıl öncesine geri dönersek doğaya çıkıp yürüyen kişiler var olsa da, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir