En Uzak Batı: Fas

Bizim Divan şairlerine göre ay her gece “Magrib” denilen çok uzaklardaki ülkede batar…Magrib eski dilde batı demektir, şairlere göre ise dünyanın öteki ucu…

Eski şairlerin dilinde uzak olarak tabir edilen bu yer bizim Fas dediğimiz ülkedir. Peki ama neden uzak…

Aslında bunun nedeni biraz da tarihimiz ile ilgili. Sonuçta Mısır, Libya, Cezayir, Tunus ve hatta Sudan, Etiyopya uzun zaman Osmanlı yönetiminde kalmışken, Fas bizden ayrı olmuştu hep. Bunun nedeni Fas’ın sultanlarının doğu değil de daha çok kuzey komşularıyla, İspanya’yla, Fransa’yla ilişkide olmasıydı. Bütün bunlar geçmişte nasılsa, günümüzde de aynen geçerlidir. Ülkede en yaygın dil Fransızcadır ve Fas Güney Avrupa’nın çok iyi tanıdığı bir tatil beldesidir.

Rengarenk medinaları, uçsuz bucaksız çölleri, sayısız filme sahne olan palmiyeli vahaları, geçit vermez dağları ve çarpıcı mimarisi ile Fas, efsanevi Kazablanka, imparatorluk şehri Rabat, büyüleyici Fez ve egzotik Marakeş ile birlikte Kuzey Afrika’da gizemli bir coğrafyadır.

İki yanı iki farklı denizle çevrilidir ülkenin. Atlas Okyanusu ve Akdeniz’le…Sahilden başlayıp, içeriye uzanan ovalardan sonra yükselen dağlar, bir süre sonra yerini, yüksek platolara ve onların hemen bitiminde de çöle, yani Sahra’ya bırakır.

Fas’ın dağları, Atlas zinciri, Akdeniz havasıyla çöl iklimini ayıran bir perde gibidir. Yeraltı zenginlikleri açısından oldukça zengin bir ülkedir Fas kendi fazla faydasını göremese de. Özellikle en büyük gelir kaynağı fosfattır.

Arap ve Fransız tarzı yapıların içiçe geçtiği sokaklarda dolaşırken, Fas’ın bir Arap ülkesi değil başka bir coğrafyaya ait olduğunu hissedersiniz.

Berberiler ülkesi Fas’a önce Kartacalılar gelir, sonra Romalılar gözükmeye başlar ve 7. yüzyıldan itibaren İslam’ın ilk akıncıları ile birlikte Fas Müslümanlıkla tanışır. Ancak Berberiler İslamiyeti benimsemelerine rağmen Arap kimliğini kabul etmezler. Bugün kendi dillerini konuşup, geleneklerini devam ettiren Berberiler, Araplaşmaya direnen bu kabilelerin torunlarıdır. Bugün Sahra taraflarında Tuareg, Fas’ta Şluh deniyor bu Berberilere…

Bugünün Fas’ı değişik kültürlerin içiçe yaşandığı bir yerdir sonuçta. Kıyı şeridi Fransızlaşmışken, geleneksel Fas daha içerilerde kalmıştır.

Hassan II Camii

Akdeniz sahilindeki başken Rabat, beyaz kolonial binaların yükseldiği, küçük bir Güney Fransa şehrini andırır. Rabat bir yönetim merkezidir, turistik bir gezide bir başlangıç noktası değildir aslında. Fas’ta gezi adını sinema tarihinin bir klasiğine vermiş Kazablanka ile başlar. Burası Fransız mimarisi tarzında inşa edilmiş beyaz evlerin sıralandığı geniş caddeleri ile, ilk görene bir Fransız kenti duygusu verir ancak biraz daha yakında bakınca göreceğiniz Arapça tabelalar sizi kendinize getirir. Dünyanın en büyük ikinci camisi olan ve en uzun minaresine ev sahipliği yapma özelliğini taşıyan Hassan II Camii, buraya yapacağınız yolculukta görmeniz gereken yerlerin ise başını çeker. Şehrin bütününe hükmeden cami, içerisinde 25 bin, avlusunda ise 100 bin kişinin aynı anda ibadet etmesine imkan vermektedir. Okyanusun neredeyse yanı başında bulunması da cabası…

Kazablanka’nın deniz kenarında yer alan bölgesi Corniche ise deniz görmeden yapamayanların özellikle ziyaret etmekten keyif alacağı bir yer.

Fas gerçeği ise karşınıza Marakeş’de çıkacaktır.  Fas Sultanlığı’nın ilk başkenti olan Marakeş sanki kıyamet günü provasının yapıldığı bir yerdir. Şehir, günün 24 saati hiç kesilmeden devam eden bir uğultu, alışılmadık bir günlük hayat, tipler ve renkler cümbüşüdür. Marakeş Sahra’ya açılan kervan yollarının kuzey kapısıdır ve binasından, yoluna her şey kırmızıdır burada. 9.7 kilometrelik surlarla çevrilmiş olan bu şehirde ara sokakları, daracık labirent şeklindeki yolları ile insanı büyüleme potansiyeline sahiptir.

Marakeş’in kalbi Djemaa El Fna’da atar. Burası Marakeş’in tam ortasında, dev bir meydandır, batılıların tabiri ile zamanda asılı kalmış bir yerdir. Her şey iç içedir meydanda. Kokuları ve gürültüyü takip ederek bu pazar yerine ulaşmak mümkün. Bu meydanda yılan oynatıcılarından, sihirbaz ve falcıların ilginç gösterilerine kadar her türlü etkinliğe şahit olabilirsiniz. Ticaretle sanat, metafizikle gerçek dünya, insanla çeşit çeşit yaratıklar sınır çizgisi çekilmeden bir aradadır.

Djemaa El Fna

Bu meydanın hemen yanıbaşında ise 12. yüzyıldan kalma Kutubiye Camii yer almakta. Bölgenin en güzel minarelerinden birine sahip olan caminin bahçesi de oldukça etkileyicidir.

Fas yemeklerinin ana maddesi ise et ve deniz ürünlerinden oluşur. Baharatın özellikle safranın bolca kullanıldığı yemeklere bölgede tajine denilir. Sıcak bir iklime sahip olmasından dolayı Fas’ta en çok tüketilen içecek ise son derece dinlendirici olan naneli çaydır. Kabukları kırılarak içinden çıkan fıstığın taş değirmenlerde öğütülmesi ile elde edilen Argan yağı ise Fas’ın adeta olmazsa olmazlarından.

Chefchaouen (Şafşavan) adını her ne kadar Kazablanka ve Marakeş kadar duyurmamış olsa da, Rif Dağları’nın yamaçlarındaki masmavi görüntüsüyle mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Gökyüzünün eşsiz güzelliğini kıskanmışçasına şehirdeki her yapı maviye boyanmıştır, bu şehirde. İspanya’dan sürgün yiyen Musevi ve Arapların yüzyıllar önce geldiği Chefchaouen aslında bir göçmen kentidir. Şimdilerde 60’ların hippi kuşağının gözde mekanı haline gelen bu yer, bugün tam bir barış ve huzur şehri olarak anılmakta.

Batı Sahra’nın eski adı Fransız Sahrası…266 bin kilometrekarelik bir çöl. neredeyse tamamında tarım yapılmıyor ama altı maden dolu. Temelde bu nedenle bir türlü paylaşılamamış, bizim güneydoğumuzda yaşanan sorunlarla boğuşmak zorunda kalmış yıllar boyunca. Karanlıkla birlikte çöle sessizlik ve soğuk iner, sizi misafir eden Berberi çadırlarında bambaşka bir dünyaya uzanırsınız burada. tarih boyunca. Çölde beyaz tenli insanlarla karşılaşmak garibinize gidebilir, sonra bu insanlara Berberi dendiğini öğrenirsiniz, çölün eski sahipleri

Fas ile anlatılacak o kadar çok şey var ki, ancak burada susalım ve devamını güzel bir video aracılıyla size anlatalım…

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Ünlü Edebiyatçıları Besleyen Şehirler

Okuduğumuz romanların kahramanları ve hikayeleri kadar, yaşadıkları yerlerde bizleri sarar sarmalar. Bir çok romanda sadece …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir