Doğayı Bir Pusula Olarak Kullanmak

Doğada yönünüzü nasıl bulursunuz? Günümüzde GPS’ler  ve pusulalarla fazladan bir bilgiye ihtiyaç duymadan yönümüzü kolayca bulabiliyoruz. Ancak bu faydalı araçlar yokken insanlar yönlerini nasıl buluyorlardı?

Gökcisimleri gözlenerek kuzeyin nerede olduğu tespit ediyorlar diyebilirsiniz ilk etapta ama ya hava kapalıyken?

Bu durumda pusula özelliği gösteren bitkilerden yararlanırız…

Birçok bitkiyi pusula ola­rak kullanabiliriz. Örneğin bir ağacı veya bir çalıyı ya da otsu bir bitkiyi gözleyerek yönümüzü bulabi­liriz.

Ağaçlar ve çalı­lar çeşitli nedenlerle formlarını kaybederler ya da yeni formlar oluştururlar. Bitkilerin formlarını etkileyen en önemli iki faktör güneş ve rüzgârdır. Ancak, bu iki gücün bitkileri nasıl şekillendirdiğini anla­mak için genel görünümleri hakkında biraz bil­gi sahibi olmak gerekir elbette.

Bütün bitkiler yaşamlarını sürdürmek ve be­sin üretmek için güneş ışığına ihtiyaç duyar ve güneşten daha çok yararlanabilmek için ona doğru yönelirler. Örneğin günebakan, çi­çeklerini devamlı güneşe doğru çevirirken, orman­larda yetişen sarmaşıklar güneş ışınlarına ulaşabil­mek için ağaçların gövdelerine sarılarak yukarıya doğru gelişim gösterirler. Bu bitkiler  bize yön bulma ko­nusunda iyi birer rehber olabilir.

Bu konuda bize yardımcı olabilecek en güvenilir bitkiler ağaçlardır. Ağaçların güneş ışığı istekleri­ne göre farklı taç yapıları vardır. Örneğin kutupla­ra yakın enlemlerde ve yüksek rakımlarda yaşayan ağaçlar, güneş ışığını her zaman eğik olarak alır­lar. Bu nedenle eğik ışınlardan daha çok yararlana­bilmek için bu ağaçların taçları piramide benzeyen formlarda olur. Ladin, göknar gibi yaprak dökme­yen, kozalaklı ağaçlar bu forma güzel bir örnektir. Daha aşağıdaki enlemlerde yaşayan ve güneş ışın­larını dik alan ağaçların taçlarıysa genellikle geniş­tir. Meşe, çınar ve ceviz gibi geniş yapraklı ve ge­niş taç yapısına sahip türler bu gruba girer. Bu taç şekilleri güneş ışığının bitkiler üzerindeki birincil, kalıcı etkileridir. Ama ılıman iklimde yetişen bazı ağaçların örneğin selvinin tacı da piramit şeklin­dedir. Bunun nedeni de öğle saatlerindeki yüksek sıcaklıklardan korunmak, sabah ve öğleden sonra gelen eğik ışığı daha iyi alabilmektir.

Yaprakların dışında, ağaçların güneş alan ke­simlerinde fotosentez daha çok yapıldığı için be­sin de daha fazla üretilir. Bu nedenle birçok ağaç türünde bitkinin güneş alan kısmındaki dallar da­ha uzundur.

Ağaçlar formları, dalları ve yaprakları dışın­da gövdeleriyle de bize yönler hakkında bilgi ve­rir. Ağaç gövdelerinin kuzeye bakan taraf­ları her zaman diğer taraftan daha koyu renkli ve mat olurken güneye yani ışığa bakan tarafları daha açık renkli ve parlak olur.

Ülkemizde yön tayin etmek için güzel bir kıla­vuz da meyve bahçeleridir. Ülkemizde çok sayıda gördüğümüz şeftali, erik, kayısı ve üzüm gibi gü­neş seven bitkilerin yer aldığı bağ ve bahçeler ge­nellikle güneye bakan yamaçlarda yer alırlar. Gü­neşin daha az etkili olduğu, dolayısıyla daha serin olan kuzeye bakan yamaçlarda bu tür meyveler ve­rimli bir şekilde yetiştirilemez.

Ağaçların dışında, kamış ya da saz gibi bitkiler de bize yön açısından önemli bilgiler verir. Bu tip bit­kiler salkım şeklindeki çiçeklerini hâkim rüzgârların geldiği yöne doğru yoğunlaştırırlar. Böylece o böl­gedeki hâkim rüzgârların hangi yönde estiğini bili­yorsanız bu tür bitkilere bakarak da yönünüzü tayin edebilirsiniz.

Yön bulmak için kullanılan yaygın bir yol da karayosunlarına bakmaktır. İlkokulda hayat bilgisi derslerinde  ağaçların ve kayaların üzerinde yetişen karayosunlarının ve likenlerin her zaman kuzeyi göstereceğinin öğretildiğini
belki hatırlarsınız. Ancak çok nemli bir bölgeye gittiğinizde bu bitkileri her yönde görebilirsiniz.

O halde bu bilginin doğrusu nedir?

Karayosunları yaşamak için nemli havaya ve gölgelik alanlara ihtiyaç duyarlar. Kuzey yarımkürede yer alan ülkemizde kuzeye bakan yamaçlar daha serin olur. Ancak nem konusunda bu kadar geçerli tek bir bilgi yoktur. Bazı bölgelerde kuzeybatıya, ba­zı bölgelerde de kuzeydoğuya bakan tarafları daha nemlidir. Bu da bölgede esen nemli rüzgârlara bağ­lıdır. Bu nedenle karayosunları bi­ze gerçek kuzeyi göstermeyebilir. Tüm bu özellik­ler ağaçların ve kayaların üzerinde yaşayan likenler için de geçerlidir.

Hercai menekşeler, karahindibalar, bazı zam­baklar, laleler, sütleğenler ve papatya türleri de gü­neş ışığını seven bitkilerdir. Bu nedenle bu türler çiçeklerini her zaman aydınlık olan yöne, yani gü­neş ışınlarının geldiği yöne doğru çevirirler.

Güneşi tam anlamıyla takip eden bazı bitkiler de vardır. Bunların en dikkat çekeni kaplan otudur (Doronicum orientale). Papatyagiller ailesinden bü­yük sarı çiçekli bir tür olan bu bitki, doğumundan batımına kadar çiçekleriyle güneşi takip eder. Ancak yapılan bilimsel açıklamalara göre bitki yavaş hare­ket ettiği için güneşin hareketiyle onun hareketi ara­sında 40 dakikalık bir fark vardır. Bu da yaklaşık 10 derecelik bir kaymaya neden olmaktadır.

Hemen herkesin bildiği gibi ayçiçeği de güneşi takip eden bir bitkidir. Bu özelliği nedeniyle günebakan ismiyle de anılır. An­cak bu bitki her zaman tam olarak güneşi göster­mez. Örneğin yüksek rakımlarda yetiştirilen ayçiçekleri, güneş ışınları eğik geldiği için çoğu kez do­ğu yönünü gösterir. Bu nedenle ayçiçeği çok güve­nilir bir pusula bitkisi değildir.

Tüm bu bilgilerden sonra artık siz de bitkileri biraz gözlemleyerek doğada yönünüzü bulabilir­siniz. Her ne kadar günümüzde pusulalar, GPS’ler yaygınlaştıysa da ormanda yürüyüş yaparken ya da piknikte dolaşmaya çıktığınızda kaybolursanız bu teknolojik aletler yanınızda olmayabilir ve yolunu­zu bulamayabilirsiniz. Bu gibi durumlarda bitkiler size her zaman doğru yönü gösterir.

Kaynaklar:

Nobel, P. S., Environmental Biology of Agaves and Cacti, Cambridge University Press, İ988. Gatty, H., Finding Your Way Without Map or Compass, Dover Publications, 1999. Gurevitch, J., Ecology of Plants, Sinauer Associates, 2002.

Pallardy, S. G., Physiology of Woody Plants, Academic Press, 2007.

Weaver, J. E., Prairie Plants and Their Environment, University of Nebraska Press, 1991.

Yazının alıntılandığı yer: Cenk Durmuşkahya, “Pusula Bitkileri”, Bilim Teknik, Nisan – 2009

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Belgesellerle Uyutuluyoruz!

İnsanlar çoğu zaman gerçeklik hissini tadarak hayatlarını geçirmek isterler. “Boşluktaki hiçlikten” görüntüler çağırmamızı sağlayan hayal …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir