Coğrafyanın Bedenine Öykünmek: Yürümek

Bir umut, bir dilek, bir özlemdir yürümek. Bacaklarda, ayaklarda bazen sessiz bazen gümbür gümbür bir istek. Dünyayı sürdürmek, sürümek, sürmek.

Gitmesi olan dönmesi olmayan bir yoldur bazen yürümek. Hüsranla ve tatminle ilintilidir basbayağı alıp başını gitmek. Yaşanmayan ya da belli kısıtlamalar içine tıkılan hayata kafa tutmak yahut boyun eğmek. Otlar, topraklar, çiçekler, asfaltlar, binalar, buzlar arasında bir yalnızlık.

Fakat, her ne kadar aslen “iki nokta arasında düşünmeden yapılan bir ulaşım hareketi” olsa da, “her şeyden önce duygusal bir öykü, bedensel bir deneyimdir” yürümek. “Yürüme sayesinde bedenimizde ve dünyada var olur ancak onlar tarafından meşgul edilmeyiz,” der Rebecca Solnit.

Sorunun kendisi olduğu kadar çözümüdür de ayaklara kulak vermek. İnsanı “bir kabuk gibi sınırlayan gövdeden çıkmak için gövdeyi zorlamak.” Hayata “süreğen bir gölge” olarak tutunmak ve hayattan ancak bu şekilde silinebilmek.

“İnsan çoğu zaman kendi dışına atıldıktan sonra yeni bir çekim merkezi bulabilmek için yürür,”  der David le Breton. Solnit ise, “Tek başına yürüyen kişi, yaşamın hem içinde hem de dışındadır; çevresine bir işçi, yerleşik biri, bir grubun üyesi gibi bağlanmaktansa, bir gezgin gibi mesafeli durandır,” der ve bunu, “Yalnızca yürürken derin düşüncelere dalabiliyorum,” diyen Jean-Jacques Rousseau üzerinden açıklar: “Yürüme Rousseau’nun tercih ettiği varoluş biçimidir çünkü yürürken düşüncelere ve hayallere dalıp gidebiliyor, kendi kendine yetebiliyor ve dolayısıyla ona ihanet ettiğini düşündüğü bu dünyada hayatta kalabiliyordur.”

Filozoflar arasından yürümeye sığınan; Kierkegaard, Thoreau, Kant, Nietzsche ve daha sayısız isim sokaklara adım attığında duyar içlerinde aradıkları sesi.

Yalnızca bir tema değildir yürümek; insanın kendisini gözlere, seslere, kokulara açmasıdır. Güneşe, kara, yağmura, çamura, aya, yıldızlara açmasıdır. Kızgın karanfillere, kuru dallara, buz kesmiş betona dokunmak, yıpranmış deriye, toprağa, göğe, asfalta, çimene, dağa, taşa karışmaktır.

Her şeyin içinden geçmek, coğrafyanın bedenine öykünmektir yürümek. Yürümek kuşlara öykünmektir.

Seda Ersavcı

Bu yazı sitemize kısaltılarak eklenmiştir, tamamını okumak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

http://t24.com.tr/k24/yazi/cografyanin-bedenine-oykunmek-yurumek

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Thoreau İle Doğada Olmak

Çoğu insan, özellikle de kentlerde yaşayanlar bir gün doğa ile iç içe olabileceği bir yaşamın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir