Cennetten Bir Köşe: Bafa Gölü

Bafa Gölü ve çevresi binlerce yıldan beri insanların yaşam alanı olarak seçtikleri bereketli bir alan. Göl çevresindeki mağaralarda bulunan antikçağ mağara resimleri, bölgedeki yerleşimin başlangıcının en azından prehistorik döneme kadar uzandığını ispatlamakta. Göl kıyısında yer alan ve uzmanlarca yapılan karbon testlerinde 2.400 yaşında olduğu saptanan zeytin ağacına bir kültür mirası olarak değer verilmekte.

Muğla-Aydın sınırında bulunan bu göl, hem birçok mahallenin geçim kaynağı hem de onlarca canlının yaşam alanı. Çamiçi olarak da bilinen ve bir kuş barınağı olan göl, çevresindeki ve içindeki adalarda bulunan antik kalıntılarla binlerce yıl öncesinin de tanıklığını yapıyor.

Arkeolojik ve tarihi değerler bakımından Türkiye’nin en zengin coğrafyalarından biri olan Bafa Gölü, 1994’te yılında tabiat parkı ilan edildi.

Bafa Gölü’nün güneyindeki Çam İçi Köyü’nden ilerlenildiğinde antik Heraklia kentine ulaşılır. İlk kurulduğunda Beşparmak Dağı’ndan aldığı isimle ‘Latmos’ olarak anılan kent, ilerleyen çağlarda ‘Latmos Dağı altındaki Heraklia’ anlamına gelen ‘Heraklia ad Latmos’ adını almıştır. 

M.Ö. 287 yılında Romalı General Lizimahos tarafından fethedilen Heraklia’nın etrafına günümüzde bile bütün ihtişamıyla ayakta duran şehir surları inşa edilmiş. Onun tam üzerinde kurulmuş Kapıkırı köyünün farklı köşelerinde görülen kalıntılar, anıtsal yapılar, dev kayalar göl kıyısına gerçeküstü bir manzara kazandırıyor. Herakleia ile adeta bütünleşmiş köyün evlerinin birçoğunda da antik taşlar kullanılmış.

Herakleia antikçağda Ege Denizi’ne bakarmış. Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla körfezin denizle bağlantısı zamanla dolup, bugünkü göl ortaya çıkınca, Herakleia da önemli bir liman kenti özelliğini yitirerek göl kıyısında bir yerleşime dönüşmüş ve zamanla da önemini yitirmiş.

Surlarının yanı sıra, antik şehirdeki en önemli ikinci yapı ise, deniz kenarındaki doğal bir burun üzerinde yer alan ve Helenistik dönemde yapıldığı tahmin edilen Athena Tapınağı.

Bafa Gölü kıyısından itibaren yükselen Beşparmak Dağları bölgesinde de günümüzden 8,000 yıl öncesine dayanan kaya resimleri, Hıristiyanlık dönemine ait mağara freskleri, Yediler Manastırı, Kiselik Manastırı, Arap Avlusu Manastırı ve Sobran Kalesi gibi binlerce yıllık tarihe ev sahipliği yapan yapılar bulunuyor. Köyden Beşparmak Dağları’na uzanan tarihi patikalar var. Eski eserleri keşfetmek, doğa güzelliklerini seyretmek için bu güzergâhlar çok uygun ancak işaretlmenin yetersiz olması nedeniyle bilen bir işi ile bu patşkalarda yol almak daha uygun olacaktır.

Ay Tanrıçası Selene’nin saçlarını taradığı ve ayna olarak kullandığı anlatılan göl, kendisine gelenleri  papatyalarla karşılar. Yüzyıllardan beri huzurun hüküm sürdüğü Bafa Gölü, sırt çantalarını kaparak tepelerine, kumsallarına koşanları sabırla bekler.

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Dünyanın En Tehlikeli ve Issız Kıyısı: İskelet Sahili

Namibya, Afrika’nın güneybatısındaki eski bir Alman sömürgesi. Yüz ölçümü Türkiye’den biraz büyük. Buna karşın nüfusu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir