Calbis ve Kıyıdaki Kent Kaunos

Strabon, “Kaunos kıyıdadır ve Calbis yanından akar” diye yazar. Strabon’un, Kaunos kentinin bir yarımada üzerinde kurulduğu biçimindeki gözlemi, yakın zamanda artık kanıtlanmıştır. Buna göre, 1. yüzyıl civarında Kaunos ünlü bir liman kentidir. Bugün ise kent, aradaki sazlık ve bataklıklarla denizden uzaklaşmıştır.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Kaunos Antik Kenti, kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve Demeter Kutsal Tapınağı ile ziyaretçilerine adeta tarihte yolculuk yaptırıyor. Sayısız kaya mezarı ile kesme taşlardan örülü yapıların göze çarptığı antik kent, oldukça geniş bir alana yayılıyor.

Antik Çağ’da ticari açıdan önemli bir liman kenti olan Kaunos, zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetmiştir.

Tarihin babası Heredot’a göre Kaunoslular Karia’nın yerli halkı ama kendilerini Giritli sayıyorlardı. Coğrafyacı Strabon da Kaunos’un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanının bulunduğunu yazıyor. Dalyan’dan da görülebilen kaya mezarları ise  MÖ 4. yy’da yapılmış, daha sonraları Roma Dönemi’nde de kullanılmış.

Ortaca ve Köyceğiz ilçelerini birbirinden ayıran Dalyan Kanalları ve Alagöl kıyısındaki Çandır Mahallesi’nde bulunan antik kentin kaya mezarları, burayı diğer antik kentlerden ayıran en önemli unsurdur.

Kaunos bölgesi içinde karşımıza çıkan kaya mezarlarının cephe mimarisi, Urartu, Frig ve Likya bölgelerindeki kaya mezarlarının mimarisinden farklıdır. Burada, Kaunos’a özgün bir tip olan tapınak cepheli kaya mezarları görülmektedir.

Bir de güzel efsane vardır buraların kuruluşu ile ilgili:

Efsaneye göre Apollon’un oğlu olan Karya Kralı Miletos’un biri erkek biri kız olmak üzere ikiz çocukları dünyaya gelir. Erkek olana Kaunos, kız olana Byblis adı verilir. İkizler birbirini çok sever. Byblis’in erkek kardeşine olan sevgisi o kadar büyüktür ki, onu bir an görmese huzuru kaçar. Byblis’in bu sevgisi artık kardeş sevgisini aşmaya başlamıştır. Bir gün Byblis dayanamaz, kardeşine bir mektup yazar ve sevgisini açıklar. Bu durumu öğrenen Kaunos çok üzülür ve utanç duyar, en çıkar yolun kenti terk etmek olduğuna karar verir ve yandaşlarından bir grup ile beraber, bugün kalıntılarını gördüğümüz Kaunos kentinin bulunduğu yere gelir. Ve burada bir kent kurarak kente kendi adını verir. Byblis ise bir daha ikiz kardeşini görememenin üzüntüsü ile çılgına döner, onu aramak için dağlara doğru koşar, gözyaşları sel gibidir. Kardeşini bulamayacağını anlayan Byblis, hayatına son vermek ister ve yüksek bir kayanın üzerinden kendini atar. Nympeler (Su Kaynağı Tanrıçaları) ona acır ve Byblis’i bir pınara dönüştürürler. Efsane bu ya, derler ki, Calbis Nehri (Dalaman Çayı) Byblis’in gözyaşlarından oluşmaktadır.

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Başka Bir Sırbistan: Bajina Basta

Balkanlar’da Sırbistan’dan bahsedildiğinde akla hemen Belgrad gelir, oysa ki başkent Belgrad’dan daha ötede muhteşem bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir