Beyaz Adamın Ellerinde Şekillenen Sörfün Kısa tarihi

1779 yılında, James Cook Hawaii adasında çok tuhaf bir gösteriye katıldı. Bu gösteri anlaşılmaz olduğu kadar tehlikeliydi de: yörenin yerlileri Kealakekua Koyu’nda denizin üzerinde ayağa kalkıp dalgaların kendilerini götürmesine izin vererek eğleniyorlardı.

Ellis’in Polinezya Araştırmaları adlı kitabında yayımlanan 1831 tarihli, muhtemelen sörf tarihinin bilinen ilk görseli oldu.

Hawaii dilinde he’enalu olarak bilinen sörfün izleri, 1769’da Kaptan James Cook’un Pasifik Okyanusu’nun güneyine gerçekleştirdiği yolculuğunda ona eşlik eden doğa bilimci Joseph Banks’in tasvirlerinde karşımıza çıkar. Hem ondan kalan günlüklerde hem de onun yerine kaptan olarak geçen James King’in yazdıklarında Hawaiililerden “neredeyse amfibi gibi, yani hem denizde hem de karada yaşıyorlar” diye bahsedilir.

King, kuvvetle muhtemel “paipo” (göbek sörfü) ya da “alaia” (ayakta sörf) yaparak kimi zaman 6-7 metrelik dalgalara çıkan Hawaiilileri görünce böyle bir benzetme yapma gereği duymuştu. Adalılar, bazen yüzlerce kişi, tüm gün sörf yapıyor, “haole”lerin, yani beyazların şaşkın bakışları arasında, sahildeki kayalıklara birkaç metre kala, kendilerini yüksek dalgaların üzerinden denizin derinliklerine bırakıyordu.

Hawaiililer için sörf sadece bir eğlence değildi. Tahtasının yapımından, eğitimine, dinî ritüellerdeki kullanımından kastlar arasındaki ilişkilerin tanımlanmasına kadar bir dizi sosyal olgunun ortasında yer alıyordu. Örneğin kralın ve soyluların sörf yaptığı koy ile avamın sörf yaptığı koy birbirinden ayrıydı. Kralın sörfü diğerlerininkinin yaklaşık iki katı uzunluktaydı, boyu 8 metreyi aşıyordu. Sörfü iyi beceremeyen, cesaretten yoksun bir kral düşünülemediği gibi kastlar arası ayrışmayı hiçe sayıp soyluların koyuna giden biri de sert şekilde cezalandırılıyor, hattâ soylu bir kadına yaklaşırsa öldürülmesi bile söz konusu olabiliyordu. Sörf, bereket tanrısı Lono için düzenlenen törenlerin de ayrılmaz bir parçasıydı.

Alman etnograf ve doğa bilimci Augustin Kramer da, 1893-95 ve 1897-99 yılları arasında Polinezya gemilerinde doktor olarak çalışırken Samoalı sörfçüleri gözlemledi.

Augustin Kramer’in çektiği 1890 tarihli bir fotoğraf.

Cook ve mürettebatının adaya varışını takip eden yıllarda, Hawaii takımadalarına Avrupa’dan büyük bir göç başladı. Böylece dalga sörfünün karanlık çağı da başlamış oldu.

Sörfe, Hawaii’nin kültürüne içkin bir unsur olarak bakmaktan aciz Avrupalılar, onu tembellik ve sefahatin bir yansıması olarak algıladılar. Ancak bu bakış açısının altında aslında tarım plantasyonlarına işçi devşirmek isteyen sermayedarlar kadar, takımadalara 19. yüzyılın ilk yarısında gelmeye başlayan Kalvinist misyonerlerin yaymaya çalıştıkları Hıristiyanlık öğretisinin uysal dindar yaratma emelleri de yatıyordu.

Hawaii’yi 1866 yılında ziyaret eden Mark Twain sörfçülerden bahsetse, hattâ kendisi “dev dalga sörfü” yapmaya cüret etse de, sörf artık birkaç yüz vahşinin yaptığı bir etkinliğe indirgenmişti. 19. yüzyıl sonunda Oahu, Maui gibi birkaç adada bir avuç sörfçü kalmıştı.

Tarih bize ironik şekilde, dalga sörfünün yeniden canlanışında “beyaz adamın” öncü rol oynadığını söylüyor. Yaygın olarak anlatılan hikâyeye göre 1907 yılında çoktan ünlü bir yazar olan Jack London, Hawaii’ye geldiğinde sörf üzerine yazmaya, dolayısıyla ABD’de konuya ilgiyi tetiklemeye başlıyor. 

London’ın adada tanıştığı, İrlandalı George Freeth, California’ya gösteri amaçlı gönderiliyor. Zamanın büyük sermayedarlarından Henry Huntington, Freeth’e 1907 yılında, Redondo – Los Angeles tren yolunun açılışında gösteri yapması için sponsor oluyor. Bunun üzerine Freeth tarihe “California Eyaleti’nde sörf yapan ilk insan” olarak geçiyor. Oysa daha sonradan bulunan birçok belgeden, 19. yüzyılın ikinci yarısında gemici olarak California’ya uğrayan birçok Hawaiilinin “ata sporlarını” icra etmekten geri kalmadığı anlaşılıyor.

Sörf bugün antik kökeninden çıkıp globalleşmiş, popüler bir spor halini almıştır. Halen dünyanın en iyi sörfçüleri en büyük dalgalarda kaymak için halen Hawaii’de toplanır. Sörf yapmak kesinlikle değişti ama pek çokları için hala bir yaşam biçimi.

Kaynaklar: Dalga Sörfünün Tarihi – FAHRİ ÇAĞLAYAN – BANTMAG 2012

http://vegunleryurumeyebasladi.tumblr.com/page/348

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Dağları Sevenlere Dokuz Öğüt!

1) Dağlara tırmanmak, kayakla dolaşmak asil, temiz ve miskinlere yaraşmayan bir spordur. Bu sporun aleyhinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir