Bedava Doğa

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava…

Böyle başlıyor Orhan Veli “Bedava” şiirine. Acaba gerçekten bedava mı yaşıyoruz? Yanıt ne taraftan düşündüğünüze göre değişebiliyor. Aracılara bir bedel ödediğimiz kesin. Oysa bize kendini çıkarsızca sunan doğaya verdiğimiz hiçbir şey yok. Aksine sınırsızmışçasına kaynaklarını tüketiyoruz. Hem de hunharca, hiç düşünmeden, hiç acımadan. Peki sonra?

Kültürel mirasımızı ve bize hayat veren doğayı büyük bir hızla tüketiyoruz. Doğanın yok olmasının en büyük nedeni ise aşırı tüketim alışkanlığımız. Satın aldığımız bir tişört Gediz Deltası’nda pamuğun zehirle üretilmesine neden olabiliyor. Tişörtte kullanılan kimyasal boya Gediz Nehri ve Ege Denizi’ni kirletiyor.

Toprağı, denizi, suyu ve ormanları kullanıyoruz. Yetmiyor, kirletiyor ve yok ediyoruz. İşte tüm bu çarpık denklemin sonucunda dünyada ve Türkiye’de yer alan doğal alanlar yok oluyor, hatta İstanbul gibi bir dünya kenti büyük bir yıkımın eşiğinde. Özellikle son 20 yılda giderek artan bir yok oluş söz konusu. Hasankeyf, Allianoi gibi arkeolojik miraslarımız yanında Türkiye’de neredeyse tüm nehirler, dereler, bozkırlar ve ormanlar hidroelektrik santral (HES), madencilik, şehirleşme, sanayileşme, yanlış tarım politikaları ve turizm gibi tehditlerden ötürü yaşam mücadelesi veriyor. Kalkınma hamlesi olarak önümüze sürülen tüm bu girişimler, aslında bizim doyumsuz taleplerimizi karşılamak için.

Bir ormanı yok etmek, hâlâ konargöçer yaşantıyı sürdüren Yörük aşireti Sarıkeçililerin göçünü engellemek, Bergama’daki Kozak Yaylası’nı yok etmek doğada aynı yıkıma neden oluyor. Doğa üzerindeki etkimizin bilinç ve sorumluluğuyla hareket etmek, her birimiz için hayati bir zorunluluk. Şimdi, doğanın ve onun yaşam verdiği biyolojik, kültürel çeşitliliğin haklarını koruma zamanı. Çünkü bedava yaşamıyoruz…

Ferdi Akarsu / Doğa Derneği Tür Sorumlusu – Atlas Dergisi

 

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Yürümek Yalnızca Spor Değildir!

Çoğunluğumuz şehirlerde yaşıyoruz. Her gün bir yerlere yetişme telaşıyla, hızlı, saate hapsolmuş bir yaşama mahkûm …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir