KÜLTÜR

Arılar Neden Önemlidir? Arılar Olmasaydı Ne Olurdu?

Arılar, dünyamız için son derece önemli bir role sahiptir. Hatta bazıları, arıların soyunun tükenmesinin, insanlığın sonunun gelmesi anlamını taşıdığını iddia etmektedir. Dolayısıyla, arı popülasyonundaki belirgin düşüş göz önüne alınırsa, endişelenmemiz gerekiyor mu? Eğer tüm arılar ölürse ne olur? Arılar olmasaydı ne olurdu?

Dünyada yaklaşık 20.000 arı türü vardır. Bu binlerce arı türünün de benzersiz uçuş düzenleri ve çiçek tercihleri ​​bulunur. Bu arıların vücut ölçüleri ve davranışları, tozlaştırdıkları çiçekleri neredeyse mükemmel şekilde tamamlayacak şekilde birlikte evrimleşmiştir.

Basitçe söylemek gerekirse, eğer bir çiçekli bitki üreyebiliyorsa, bu arılar sayesindedir. Bu ilişki, çiçeklerin arıların dikkatini çekmek için parlak ve hoş kokulu olması, arıların ise ince tüylerle kaplı ve yapışkan bedenleriyle polenleri bitkinin erkek kısmından dişi kısmına taşımasıyla kurulmuştur. Görünüşte basit gibi gelen bu döngü sayesinde, her gün tükettiğimiz meyveler, sebzeler, tohumlar ve yemişlerin yüzde 70’i yetişmektedir. Bu da, küresel tarım gelirinin neredeyse 200 milyar dolarlık kısmına karşılık gelmektedir.

Yemek stokumuzun üçte birini tozlaşmadaki başrolünden dolayı arılara borçluyuz. Tanınmış böcekbilimci E. O. Wilson, Yediğimiz her üç lokmadan ve içtiğimiz her üç yudum meşrubattan biri, bize direkt veya dolaylı olarak balarılarının tozlaştırmasıyla oluşur demektedir.

arılar ölür ise ne olur
Arılar koloni halinde yaşarlar. Bir kolonide ortalama 50 bin birey bulunur. İlkbahar ve yaz aylarında bir koloninin arıları 7.5 milyon defa çiçeklere sefer düzenler. Bu şekilde kovana 30 kg polen ve 600 kg nektar taşınır. Bir arının bal toplamak için ömründe 800 kilometrelik uçuş yaptığı hesaplanmıştır.

Arılar Hakkında Bilmeniz Gereken Bir Kaç Kısa Bilgi

Arıların yaşamları ve kovanları oldukça düzenlidir. İçlerinde yaşayan üç grup vardır: İşçiler, erkekler ve kraliçeler. Merkezde, sürüyü çoğaltan yumurtaları bırakan kraliçe bulunur. Ayrıca koyanın davranışını yönlendiren kimyasallar da üretir. İşçi arılar aslında cinsel yönden gelişmemiş dişilerdir; larvaları polen ve nektarla beslemek için yiyecek ve hatta kuru havalarda su toplarlar. Kovanı inşa etmek, temizlemek ve korumakla da sorumludurlar; üstelik kimi zaman kanat çırparak kovanı serinletirler. İşçiler ayrıca tükürük bezlerinden arı sütü adı verilen ve ilk üç gün yavruları beslemek için kullanılan bir madde de üretirler. Son olarak, tek amacı kraliçeyle çiftleşmek olan erkek arılar vardır.

İnsanlar, muhtemelen atalarımız bir kovanla karşılaşıp içindeki maddenin hem yenilebilir hem de tatlı olduğunu fark ettiğinden beri bal yiyorlar.

Arılar Olmasaydı Ne Olurdu?

Ne yazık ki günümüzde, her türden arı, diğer birçok böcek gibi dünya çapında azalmaktadır. Koloni Çöküş Sendromu ya da Koloni Çöküş Bozukluğu olarak isimlendirilen bu durum nedeniyle, ticari arıların üçte biri kovanlarını terk ediyor. Öyle ki bazı arıcılar, arılarının yüzde 90’ının kaçtığını bildirdiler. Bunun nedenlerinin büyük ölçüde böcek ilacı ve herbisit kullanımı, habitat kaybı ve küresel ısınma ile ilişkili olduğu düşünülüyor. Yaban arısı gibi bazı türler, şimdiden nesli tükenmekte olan türler olarak listeleniyor.

Arılar nektar toplamak için çiçek çiçek dolaşırken, onları dölleyecek meyve tozlaşmasını da sağlarlar. Bir çiçekten diğerine polenin izini sürerler. Böylelikle bitkiler döllenir, mahsuller çeşitlenir, renklenir, bollaşır ve gelişir. Ancak arıların faydası sadece bu değildir.

Kovanların dağılması ve arıların kaybolması süreci devam edecek olursa, bütün gıda zincirleri tehlikeye girebilir. Örneğin badem ağacını ele alalım, bu yemişlerin dış kabukları çiftlik hayvanları ve tavuklar için yem olarak kullanılmaktadır. Arıların azalması, bademin azalması anlamına gelmektedir. Ve dolayısıyla bu da, hayvancılıkta azalma; süt, peynir, yumurta ve et üretiminde düşüş demektir.

Sabahları kendine gelmekte zorlananlardan mısınız? Tohumlarını kahve yapmak için öğüttüğümüz kahve ağaçlarının da arıların yardımıyla tozlaştığını göz önüne alırsak, kahve keyfimizi de bir kenara bırakmamız gerekebilir. Arıların olmadığı bir dünyadaki günlük beslenmemiz büyük ölçüde, rüzgârla tozlaşan bitkiler olan mısır, buğday ve pirinçten oluşurdu. Peki ya giysilerimiz?

Basitçe söylemek gerekirse, arıların olmadığı bir dünya, yalnızca onların eksikliğinin neden olacağı önemli bir ekonomik güçlüğün yanında, dünyamızın tamamıyla bambaşka bir yer olmasına yol açardı. Belki insanlığın sonu gelmezdi ama… Arıların olmadığı bir dünya hiç kuşku yok ki katlanılmaz olurdu.

Kaynaklar ve ileri okumalar:

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu