Affluenza ve Harcamak İçin Yaşamak

Kültürümüzde “parayla saadet olmaz” sözü yerleşmiş bir söz olsa, günümüzde bu söz yavaş yavaş paran kadar hatırın var yada parasız saadet olmaza doğru yön değiştirdi. Şüphesiz bu yön değiştirişte global sahneden oynanan milenyum çağı oyununun bütün aktörlerinin zengin ve mutlu rolünde olmaları bir etken. İkisinden birini kaybeden sahneyi kaybetmektedir ki bu denklem zihinlerde zenginlik eşittir mutluluk olarak yer etmiştir. Ancak perdenin arkasındaki gerçek hayat öyle değil.

Perdenin önünde görünen zenginliğin tamamlayıcı parçaları büyük evler, lüks arabalar, az çalışıp çok kazandıran keyifli işler ve mutluluğun tamamlayıcı parçaları şöhret, her arzunun gerçekleşmesi, devamlı güzel – yakışıklı ve istenen – sevilen olmak gerçek hayatta birbiriyle ya birleşmiyorlar ya da birleşseler bile bir kaç parça eksik kalıyor.

Bu birleşmezliği ya da eksik parçaları görmeyenler denklemde bir hata yaptıklarını düşünüp daha fazla çalışmaya devam ederek oyunun içine daha fazla batıp gerçeklikten daha çok koparken görenler de görmeyenlerin affluenza hastalığına yakalandığını söylüyorlar.

Peki son yıllarda sıkça konuşulan ve adıyla 1997’den beri bir televizyon programı, bir kaç kitap ve birçok makale yayınlanan “affluenza” nedir?

Affluenza tüketim kültürü eleştirmenleri tarafından üretilen ve kullanılan bir terimdir ve refah (affluence) ve grip (influenza)  kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.

Affluenza, para ve servetle sağlıksız bir ilişki kurmaktır. Hayatımızda paranın devamlı tasa olduğu davranışlar şeklinde kendini gösterir. Affluenzanın aile içinde psikolojik işlevsizliği kalıtımsaldır ve ebeveynden çocuklara geçer.

Mottosu “daha çok kazan, daha çok harca, daha çok iste” olan affluenzalının tedavisi hem hastanın kendi bireysel mutluluğu hem de topluma bulaştırma tehlikesinin yüksekliğinden dolayı çok büyük önem ve aciliyet arz etmektedir. Zira bireyler bireyleri etkileyerek hastalığı bulaştırmakta ve kısa zamanda toplumsal hale getirmektedir. Sıkıntı neyi istediğimizle neye ihtiyacımı olduğu arasındaki kafa karışıklığımız. Bu noktada kendi kendimize aşağıdaki soruları sorarak hastalık ve kendimiz arasındaki mesafe hakkında fikir sahibi olabiliriz.

  • Herhangi bir şeyi yapmak için motivasyonumuz para mı? Yoksa bolca televizyonlara çıkıp meşhur bir yüze sahip olmak mı?
  • Kazaklarımız, pantolonlarımız, saç stilimiz biz öyle sevdiğimiz için mi öyleler yoksa öyle olması gerektiğine inandığımız için mi öyleler?
  • Koltuk takımımızı yada yatak odamızı artık ihtiyacımızı karşılayamayacak kadar eskidiği için mi değiştiriyoruz yoksa yenisi çıktığı için mi?

Affluenzanın en önemli tehdit ve tehlikelerinden biri gelecek neslin mevcut nesilden çok daha fazla bu hastalıkla içiçe yaşamak zorunda kalması. Son zamanlarda alışveriş merkezlerindeki çocuklara dikkat ettiyseniz neden bahsettiğimizi biliyorsunuzdur. Bugünün çocukları gerçekten eşyaların içinde yüzüyorlar. Milyon dolarlık pazarlama kampanyalarının hedef kitlesi olarak çocuklar her açıdan aynı mesajın bombardımanı altındalar.

Günümüzde biz her ne kadar çok geniş evlerde oturmasak ve çok lüks arabalar kullanmasak da çocuklarımızı önceki hiç bir neslin yapmadığı kadar şımartıyoruz. Biz şımartmasak büyükanneleri, büyükbabaları ya da yakın akrabalarımız bunu seve seve yapıyorlar. Ancak bir soru büyük bir soru işaretiyle kalıyor: çocuklarımıza istekleriyle ihtiyaçları arasındaki farkı nasıl öğreteceğiz ve onlar bütün bu materyalistik etki ile çevrilmişken bizim onları güzel ve dengeli insanlar olarak yetiştirmemiz mümkün olabilecek mi?

Yaygınlığına ve etkisine bakıldığında affluenzayı anlatmak küçük çapta bir makalenin harcı değil elbette.  Ancak değil mi ki tedavinin ilk basamağı farkındalıktır, affluenzaya karşı farkındalık kazandırmış ise bu yazı amacına ulaşmıştır. Bu yazıyı okumanın ardından ikinci adım olarak affluenza ile ilgili kaynaklardan daha detaylı bir araştırma ile problemi ve kaçış yollarını daha iyi bilmek mümkün. Sonrasında da toplum etkisiyle yayılan bu hastalığın yine toplum etkisiyle çözüleceğinin bilinciyle anti-affluenza grubu oluşturmak veya mevcut çalışmalara destek verebilirsiniz. İnsan olarak çok çalışan ve bundan dolayı çok yakıt tüketen bir makine haline gelmemek bizim elimizde.

Yazı sitemize kısaltılarak eklenmiştir. Tam kaynak için: https://www.guncelpsikoloji.net/yasam/affuluenza-ya-da-parayla-saadet-olmaz-h146.html

YolveMacera

Paylaşmak Güzeldir

Bunlara da Göz Atın!

Bütün Yollar Roma’ya Çıkar

Bu cümle tam olarak gerçeği yansıtmasa da modern şehirler eski uygarlıklardan çok şey öğrendi. Bazı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir