Acı kaybımız: İstiklal Caddesi!

Cadde-i Kebir, Grande Rue de Péra, İstiklal Caddesi… 1800’lerden beri İstanbul’un en hareketli, en ünlü noktası.

Tünel’den Beyoğlu’na uzanan bir tarih İstiklal Caddesi, Meydan’dan Taksim Tünel’e kadar uzanan, 1400 metrelik bir cadde. Birçok ülkenin nüfusu o kadar değildir ama İstiklal’den 2 milyon kişinin geçtiği günler oluyordu. 1940’ların ‘kravatsız çıkılmayan’ muhiti, zaman geçtikçe çeşitli değişimler yaşadı. Tarihi vasfını, kendine has mimari konseptini korudu, korumaya çalıştı. Son yıllarda, İstiklal Caddesi’nde topyekün bir değişim başlamıştı…

Bu değişim sık sık dile getirildi. Cadde’de ortaya çıkmaya başlayan AVM’lerin alışveriş eğilimini değiştirmesi, tahmin edebileceğiniz sebeplerden ötürü İstiklal ile özdeşleşmiş kültür sanat kurumlarının tutunamaması, bir bir kapatması İstiklal Caddesi’nin entelektüel merkez olma niteliğini yitirmesine neden oldu.

Kelepir Kitap, Otto, Salt, Muammer Karaca Tiyatrosu, Emek Sineması, Robinson Crusoe 389, Nayah, ana caddedeki yerinden ayrılıp ara sokağa geçen İnci Pastanesi… Ve diğerleri.* Ama bugün, bugün daha da bir ortaya çıkan o “görsel kirlilik”ten bahsedelim!

Kartpostallarda karşılaşılabilecek bir güzellik elimizden gitti. Kaybettik. Şehrin dinamizmini yansıtan o kalabalık, arkasına birkaç haylaz takılmış nostaljik tramvay…

90’lı yıllarda rayların kenarlarına dizilen ağaçlar 12 yıl önce kaldırıldı. Cadde yoğun, bir şey demedik. Yollar bir bakım alanına, etraf şantiyeye döndü. Bir şey demedik. Sevdiğimiz, gençliğimizden bu yana her gördüğümüzde heyecanlandığımız adresler bir bir kapandı, yine bir şey demedik. Ama ya bugün.

Bir zamanların masalsı güzelliğe sahip İstiklal’i kaybettik…

Kaynak: https://storia.me/@nihatbilge/

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Dünyanın Bağışıklık Sistemi: Ekoköyler

Büyük şehirlerde yaşayan pek çok kişinin hayalidir köy yaşamı. Gürültüden ve stresten uzak, doğayla iç …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir